takip

30 Eylül 2010 Perşembe

geldim...


topu uzak arsaya kaçmış
bir çocuk olarak karşındayım
benim
ağzımdaki şekere benzer
dualar ederim
tatlı yapışkan çabuk biten diş çürüten

harfiyat çamurundan telsiz yapan
bir çocuk olarak karşındayım
benim
kirlenen ellerimle bile
seni özleyebilirim
küçük, uzak , özensiz

bulduğu her parayla bakkala koşan
bir çocuk olarak karşındayım
benim
aldığım en büyük hazzı
seninle paylaşabilirim
içiçe ve yüksek hızlı ve gergin
kolay gelen eşsiz

çayını açık içen
bir çocuk olarak karşındayım
benim
büyüklere görünmeden
bir sigara yakabilirim
seninle yada sensiz
öksürüklerle düzensiz

okumaya erken başlayan
bir çocuk olarak karşındayım
benim
bu zeki gözlerimle seni öpebilirim
titrek ve ışıltılı dalgın ve unutkan
bedelsiz

basamakları atlayarak çıkan
bir çocuk olarak karşındayım
benim
dengemi kaybedersem
sana düşebilirim
sağlıksız ve korkulu, çekingen
kırık dolu, sahipsiz

kelimeleri yutarak konuşan
bir çocuk olarak karşındayım
benim
ağzımı tamamlayabilirsen
çok teşekkür ederim.

Sular kolay durulmuyor gibi...sıkça sorulan sorular için cevaplar hazır. yalnızken duyduğumuz kaygılara inat , yok mudur yani beklenti listemiz.. yapmayın.. herşey için birr mazereti olan insan mkı söylüyor bunu...ne yaşıyorsak seçtik..ve ne yaşamıyorsak henüz istemedik..
...Bi insanın en büyük yalnızlığı , gücünün ve takatinin yetmediği şeylere göğüs germesi..en büyük acı yetişememek..hiç bir şey kaybettiklerimiz kadar acı vermiyor ve hiç bir kazanım gerektiği kadar mutluluk...
bu ne çelişki...?
...''Hayat güzeldir'' cünlesini en çok kullananlar birşey pazarlamak zorunda olan insanlar.
'' hayat o kadar da güzel sayılmaz .'' cümlesini en çok kullananlar pazarlayacak birşeyi henüz olmayanlar.
'' hayat acıdır'' cümlesi ise sadece pazarlanan şeyleri en çok satın alanların..
Birsey farkettim . '' farkındalık '' kelimesini en çok farketme problemi olanlar anlıyormuş gibi yapıyor.
durun ve nefes alın. lütfen.. bir mucize gerekmiyor...

olabilir...


en büyük mutluluk çıkarımlarının içinde bile bi baharat eksiktir.etik değerlere önem veriyoruz diyenler başkasının etik olmayan herşeyini konuşabilir.çok işi olan birileri , çok işi varmış gibi yapabilir..canı istemeyenler canı istemeyenleri hiç sevmez..ve nedense geçmişteki talihsizlikler insanın peşini bırakmaz .yeterince sıyrılamadığımız için..çaba yalnızca istemeyenlere verilir..ve mazeret ne melem bir şeydir..bütün bir kasede bozuk çıkan bir çerez insanın ağız tadını kaçırabilir..anlaşılamamak tam da böyle bir şeydir...
birini bekler gibi oturmak bir kafade yalnızlığını göstermemek istemek olabilir...beni kimse anlamıyor diyenler anlamak için ne kadar çaba harcadıklarını görseler hayatın pek de haksızlık etmediği anlaşılır..zevk listesinde görevler yoktur..bütün bir acıyı anlatmaya kelimeler yetmezken müzik yapabilenleri alkışlamak gerekir..yüzyüze bakmakla aynı yöne bakmak arasında ki derin fark gibi ,aynı duayı edememek , şefkati bilememek , çukurlarla doldurabilir ömrü..büyük fedakarlıklarda hep bir doyum yatar...gerçekten anne olmak nedir..? evladından önce kendini düşünenlerle sakat çocuğunu sırtında taşıyan anne bir midir..doğurmak tabiatta vardır..tabiatta az olan emektir..sevgiyi sevgi yapanda..
aşk diye başladığın herşey arada bir hatırlanmak için olmadığını anladığında gerçeğe döşürür..hediye kendinden önce tutmaktır..şu bencil dünya da kaybedilen bir gole üzüldüğümüz kadar üzülseydik bazı küçük çocukların haline , mahrumlara ve kavgaya...empatinin sempatiyle alakasını anlardık..ömür biter bu yazı bitmez ...son olarak gülümsemek acaba neden sadakadır..?


..arayışa giren çıplak kalacaktır..başladığı nokta da giysisinin ilmeği ağacın dalına takılıdır çünkü..